Migren Cerrahisi

Günümüzde baş ağrılarının önemli bir kısmından sorumlu olan migren genel hatlarıyla, baş bölgesinin duyu siniri olan trigeminal sinirin dallarının belli bölgelerde sıkışması sonucu ortaya çıkan, başın çeşitli bölgelerinde ve değişik paternlerde görülebilen, sıklığı kişiden kişiye değişen ve mide bulantısı vb. gibi bulguların da eşlik edebildiği ataklar tarzında baş ağrılarıdır.

Sosyal hayatta olduğu kadar iş hayatında da hastaları olumsuz etkileyen bu patoloji, ağrı sıklığı, şiddeti ve eşlik eden bulgularıyla kişinin hayatını çekilmez hale getirebilmekte, atakların atlatılması için ciddi miktarlarda ilaç kullanımının yanı sıra sessiz ve karanlık ortamlarda uyumaya yönelme gibi günlük hayatı sekteye uğratacak seremoniler de gerekli olabilmektedir.

İlaç kullanımıyla yeterince mutlu olamayan hastalar için sinir dallarının belli bölgelerde bazı kasların basısına maruz kaldığı varsayılarak bu kaslara botoks uygulanmaya başlanmış, ancak tek sebep kas basısı olmadığından ve botoksun etkisinin de geçici süreli olduğundan yeterli tatmin derecelerine ulaşılamamıştır.

Sinir dallarının başka hangi sebeplerden dolayı basıya maruz kalıp ağrıya sebep olduğu ortaya çıkmaya başladıktan sonra rahatsızlığın cerrahi bir prosedürle ortadan kaldırılabileceği saptanmıştır. Atağın başladığı kafa bölgesi bize sinirin hangi dalının sıkıştığını göstermekte, sıkışma sebebi ise sinirin o dalına cerrahi olarak ulaşılıp görsel olarak sebebin ne olduğunun saptanıp bertaraf edilmesiyle sonuçlanmaktadır.

Buna göre; alın ve şakak bölgesinden kaynaklı ağrılar için saçlı deri içinden açılan birkaç küçük kesiden endoskopik olarak alındaki sıkışma bölgesine ulaşılıp, sebebe bağlı alarak yapılan müdahale ile sinir rahatlatılmaktadır. Ense bölgesinden kaynaklı ağrılar için ise yine saç içinden veya saç çizgisinden yapılan kesilerden sorunlu bölgeye ulaşılıp aynı prosedür uygulanmaktadır.

Hangi sinirin hangi bölgelerde etkilendiğine göre belirlenen cerrahi alanlarında açılan küçük kesilerin sebep olduğu izler saç içine veya saç çizgisine saklandığından hasta ameliyat sonrasında bariz bir izle karşılaşmamaktadır. Genel anestezi altında gerçekleştirilen işlem uygulama yapılan bölge sayısına göre 1-3 saat kadar sürmekte, günübirlik veya en fazla bir gecelik yatışla gerçekleştirilebilmektedir.

Hastaların yaklaşık %70’inde tam düzelme sağlanırken, genel olarak % 85-90’lık bir memnuniyet oranına ulaşılabilmektedir. Sonuçların kalıcı olması işlemin en büyük avantajıdır.