Bir uzuv kaybı yaşamak, hayatın en büyük dönüm noktalarından biridir. Bu yeni duruma adapte olmanın en önemli adımı ise, kaybedilen fonksiyonu geri kazandıracak doğru alt ekstremite protez çeşidini bulmaktır. Protez seçimi sadece teknik bir karar değil, aynı zamanda kişinin gelecekteki hareketliliğini, bağımsızlığını ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kişisel bir yolculuktur.
Doğru protezin seçimi karmaşık bir süreç gibi görünebilir. Piyasada çok sayıda teknoloji, malzeme ve tasarım bulunmaktadır. Ancak bu sürecin temel belirleyicisi, ampütasyonun hangi seviyede gerçekleştiğidir. Amputasyon seviyesi, vücutta kalan uzvun (güdüğün) uzunluğunu, eklem fonksiyonlarının korunup korunmadığını ve dolayısıyla protezin hangi bileşenlere sahip olması gerektiğini belirler.
Bu kapsamlı rehberde, farklı ampütasyon seviyelerinin alt ekstremite protez çeşitleri üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz. Hangi seviye için hangi protez türlerinin mevcut olduğunu, bu protezlerin temel özelliklerini ve protez seçim sürecini doğru yönetebilmeniz için bilmeniz gereken en kritik faktörleri detaylıca ele alacağız. Amacımız, size bu süreçte netlik ve güven vermek, en iyi sonuca ulaşmanız için gerekli bilgileri sağlamaktır.
Alt ekstremite ampütasyonları, uzvun nerede kesildiğine bağlı olarak birkaç ana kategoriye ayrılır. Korunan doğal eklemlerin varlığı, protezin kontrol mekanizmasını ve kullanıcının harcayacağı enerji miktarını kökten değiştirir. İşte en yaygın ampütasyon seviyeleri ve onlara uygun alt ekstremite protez çeşitleri:
Bu, ampütasyonun ayak parmaklarından başlayıp ayak bileğine kadar olan kısmı kapsadığı en düşük seviyedir. Bu seviyede genellikle ayak bileği eklemi korunur ve tam fonksiyonludur.
Ampütasyonun Özellikleri:
Yürüyüş döngüsünün ‘parmak ucu itme’ fazı (toe-off) ciddi şekilde etkilenir.
Ayak tabanının ağırlık taşıma ve şok emme kapasitesi azalır.
Alt Ekstremite Protez Çeşitleri ve Çözümleri: Bu seviyede tam bir bacak protezi yerine, daha çok özel tasarlanmış silikon, köpük veya karbon fiberden yapılmış dolgu protezleri ve özel ayakkabılar kullanılır.
Silikon Parsiyel Ayak Protezleri: Estetik açıdan üstün ve oldukça işlevseldir. Kayıp ayak hacmini doldurarak ağırlık dağılımını iyileştirir ve özel bir soket yardımıyla ayağa tutunur.
Ayak Bileği Dezartikülasyonu (Syme): Ayak bileği ekleminin korunduğu ancak ayağın tamamen alındığı bir seviyedir. Protez, ayak bileği kemiğinin hemen altından bağlanır. Bu tip alt ekstremite protezleri, dizüstü veya dizaltı protezlerine göre daha stabil bir ağırlık taşıma yüzeyi sunduğu için yürüme çok daha doğal ve kolaydır. Genellikle özel tasarlanmış ayak birimi ve soket sistemi kullanılır.
Özel Ayakkabılar ve Ortezler: Özellikle parmak kaybı gibi çok küçük ampütasyonlarda, ayakkabı içine yerleştirilen özel ortezler veya modifiye edilmiş ayakkabılar yeterli olabilir.
Transtibial ampütasyon, kaval kemiği (tibia) ve baldır kemiği (fibula) seviyesinde gerçekleşir, yani diz eklemi korunur. Bu, en yaygın alt ekstremite ampütasyon türüdür.
Ampütasyonun Özellikleri:
Kullanıcı kendi diz eklemini kontrol edebilir. Bu, protezin kontrolünü öğrenmeyi ve enerji tüketimini büyük ölçüde kolaylaştırır.
Güdük, protezin soketine kuvvet ve hareket iletmek için kullanılır.
Alt Ekstremite Protez Çeşitleri ve Çözümleri:
Transtibial protezler, genellikle şu temel bileşenlerden oluşur:
Soket (Yuva): Güdüğün içine oturduğu, protezin en kritik parçasıdır. Ağırlık dağılımını ve konforu sağlar. Silikon liner (astar) kilit sistemleri, vakumlu sistemler veya manşonlu sistemler aracılığıyla güdüğe tutunur. Soketin doğru tasarımı, güdüğün hassas bölgelerine binen basıncı azaltmak için hayati öneme sahiptir.
Adaptörler ve Bağlantı Parçaları: Soketi ayak birimine bağlayan mekanik parçalardır.
Protez Ayak: Yürüyüş döngüsünü taklit eder, şok emer ve enerji depolar/serbest bırakır.
Protez Ayak Çeşitleri (Transtibial Protezler İçin):
SACH (Solid Ankle Cushioned Heel) Ayaklar: En basit, dayanıklı ve ucuz alt ekstremite protez ayak çeşitlerindendir. Tek bir düzlemde hareket sunar, daha az aktif kullanıcılar için uygundur.
Enerji Depolayan (Dynamic Response) Ayaklar: Karbon fiberden yapılmıştır. Yürürken enerjiyi depolar ve adım atarken bu enerjiyi serbest bırakarak yürüyüşü daha dinamik ve az yorucu hale getirir. Yüksek aktivite seviyesine sahip kullanıcılar için idealdir.
Mikroişlemcili Ayak Bileği Sistemleri: Zemin koşullarına ve eğime göre ayak bileği açısını otomatik olarak ayarlar. Bu sayede merdiven çıkma ve inme, eğimli yüzeylerde yürüme daha güvenli ve akıcı hale gelir.
Transfemoral ampütasyon, uyluk kemiği (femur) seviyesinde gerçekleşir ve diz eklemi tamamen kaybedilmiştir. Bu, transtibial ampütasyona göre protezden çok daha fazla mekanik fonksiyon gerektiren bir durumdur.
Ampütasyonun Özellikleri:
Diz eklemi fonksiyonu protez bileşeni tarafından taklit edilmelidir. Bu, protez tasarımını daha karmaşık ve protez kontrolünü daha zor hale getirir.
Yüksek seviyeli bir ampütasyon olduğu için daha fazla enerji harcanır.
Alt Ekstremite Protez Çeşitleri ve Çözümleri:
Transfemoral protezler, diz altı protezlerine ek olarak bir protez diz eklemi içerir. Protezin başarısı, büyük ölçüde bu diz ekleminin seçimine bağlıdır.
Soket: Güdüğe tutunma, diz üstü protezlerde çok daha zorludur. Güdüğün kemik yapısı ve kasları, dizin kontrolünü sağlamak için kritik öneme sahiptir.
İskial Kapsayıcı (Ischial Containment) Soket: Oturma kemiğini (iskium) içine alarak yük taşımayı optimize eder ve yanal stabiliteyi artırır.
MAS (Marlo Anatomical Socket): Daha anatomik bir tutuş ve kontrol sunan yenilikçi bir soket tasarımıdır.
Protez Diz Eklemleri: Bu, diz üstü alt ekstremite protezlerinin kalbidir.
Tek Eksenli veya Çok Eksenli Mekanik Diz Eklemleri: Kullanımı basit ve hafiftir. Genellikle yaşlı veya düşük aktivite seviyesine sahip kullanıcılar için önerilir.
Pnömatik/Hidrolik Diz Eklemleri: Yürüme hızı değiştikçe sallanma fazının hızını ve direncini otomatik olarak ayarlar. Daha doğal bir yürüyüş ve enerji verimliliği sunar.
Mikroişlemcili Diz Eklemleri (MPK – Microprocessor Knees): En gelişmiş alt ekstremite protez çeşididir. Sensörler yardımıyla her an kullanıcının hızını, zemin koşulunu ve eklem açısını analiz eder. Merdiven inme, yokuş aşağı yürüme ve takılma durumlarında maksimum güvenlik ve akışkanlık sağlar. C-Leg, Genium gibi popüler modeller bu sınıfa girer.
Bu en yüksek ampütasyon seviyeleridir ve kalça ekleminin veya kalçanın bir kısmının kaybedilmesini içerir.
Ampütasyonun Özellikleri:
Kullanıcı hem diz hem de kalça eklemlerini kaybetmiştir.
Protez, pelvis (leğen kemiği) ve bel bölgesindeki kaslar yardımıyla kontrol edilmelidir.
Alt Ekstremite Protez Çeşitleri ve Çözümleri:
Protez, kalça ve bel bölgesine oturan geniş bir yuva (sepet) içerir. Bu, vücudun üst kısmından destek alarak protezi kontrol etmeye yarar.
Kalça Eklemi Bileşeni: Protez, mekanik bir kalça eklemine sahiptir. Kullanıcı, gövde hareketleriyle (eğilme, pelvik tilt) bu eklemi kontrol etmeyi öğrenir.
Özel Hafif Malzemeler: Bu seviye protezler zaten ağırdır, bu nedenle hafif karbon fiber gibi malzemeler tercih edilerek kullanıcının harcayacağı enerji en aza indirilmeye çalışılır.
Ampütasyon seviyesi, uygun alt ekstremite protez çeşitlerini belirlemede bir başlangıç noktasıdır. Ancak başarılı bir protez kullanımı için, kullanıcının yaşam tarzı ve fiziksel durumu gibi faktörler de en az seviye kadar önemlidir.
Protezler, genellikle uluslararası geçerliliği olan bir aktivite seviyesi sınıflandırması olan K-Seviyelerine (K-Levels) göre gruplandırılır. Protez ekibiniz, kişinin potansiyelini bu seviyelere göre değerlendirir ve buna uygun alt ekstremite protez çeşitlerini önerir:
K0 Seviyesi: Protez kullanım potansiyeli yok.
K1 Seviyesi (Ev İçi Yürüyüşçü): Ev içinde veya düz zeminlerde, sabit ve öngörülebilir hızlarla yürüyebilir.
Protez Önerisi: Tek eksenli dizler, SACH veya tek eksenli basit ayaklar. Güvenlik ve stabilite ön plandadır.
K2 Seviyesi (Sınırlı Topluluk Yürüyüşçüsü): Düz olmayan zeminlerde (kısa çim, halı) ve merdiven/yokuşlarda sınırlı hareket edebilir.
Protez Önerisi: Çok eksenli (polisentrik) dizler, esnek topuklu (Flexible Keel) veya dinamik tepkili temel alt ekstremite protez ayak çeşitleri.
K3 Seviyesi (Topluluk Yürüyüşçüsü): Çoğu engelin üstesinden gelebilir, hız ve zemin çeşitliliğiyle yürüyebilir, mesleki veya terapötik egzersiz yapabilir.
Protez Önerisi: Mikroişlemcili diz eklemleri (MPK), enerji depolayan (karbon fiber) ayaklar. Performans ve verimlilik önemlidir.
K4 Seviyesi (Atletik / Yüksek Aktiviteli): Çocuklar, atletler veya yüksek darbe, enerji gerektiren aktiviteler yapan kullanıcılar.
Protez Önerisi: Spor için özel tasarlanmış protezler, en üst düzey MPK’ler, özel koşu ve yüzme alt ekstremite protez çeşitleri.
Kullanıcının mevcut aktivite düzeyinin yanı sıra, gelecekteki potansiyeli ve hedefleri de protez seçimini yönlendirmelidir. Yanlış seçilmiş bir protez, kullanıcının potansiyelini kısıtlayabilir.
Protezin en önemli ve kişiye özel kısmı sokettir. Alt ekstremite protez çeşitlerinin performansı ne kadar iyi olursa olsun, soket güdüğe tam oturmadığı sürece konfor ve kontrol sağlanamaz.
Güdük Durumunu Etkileyen Faktörler:
Güdük Hacmi: Protezin takıldığı gün içindeki hacim değişiklikleri (ödem, aktiviteye bağlı kas kasılması) konforu etkiler. Vakumlu veya aktif vakumlu süspansiyon sistemleri bu değişimleri minimize etmeye yardımcı olur.
Güdük Şekli: Güdüğün konik, silindirik veya kemik çıkıntılı olması, soket tasarımını değiştirir.
Cilt Hassasiyeti: Yara izleri, kemik çıkıntıları veya hassas cilt bölgeleri, soket tasarımında basınç tahliye bölgelerinin oluşturulmasını gerektirir.
Doğru soket teknolojisi ve malzemesi, protezin günlük kullanım süresini ve verimliliğini doğrudan artırır. Modern alt ekstremite protez çeşitlerinde kullanılan silikon liner’lar ve aktif vakum sistemleri, süspansiyonu güçlendirerek güdük ile soket arasındaki kontrolü optimize eder.
Teknolojideki ilerlemeler, alt ekstremite protez çeşitlerinin yeteneklerini, stabiliteyi ve kullanıcı konforunu benzeri görülmemiş bir şekilde artırmıştır.
Mikroişlemcili Diz Eklemleri (MPK’ler), diz üstü ampütasyonlar için devrim niteliğinde bir yeniliktir. Geleneksel mekanik dizlerin aksine, MPK’ler entegre sensörler, mikroişlemciler ve hidrolik veya pnömatik sistemler kullanır.
Adaptif Kontrol: MPK’ler, kullanıcının yürüme hızını (yavaş, hızlı, koşu) sürekli olarak algılar ve dizin salınım direncini milisaniyeler içinde ayarlar. Bu, farklı hızlarda bile doğal ve enerji açısından verimli bir yürüyüş sağlar.
Düşme Riskinin Azaltılması: Yürüyüşün duruş (stance) fazında beklenmedik bir takılma veya dengesizlik algıladığında, diz eklemini kilitler veya yüksek direnç uygular. Bu özellik, düşme riskini önemli ölçüde azaltarak kullanıcıya daha fazla güven verir.
Eğim ve Merdiven Yönetimi: MPK’ler, yokuş aşağı veya merdiven inerken dizin kontrollü bir şekilde bükülmesini sağlayarak kullanıcının enerji harcamasını azaltır ve doğal hareket modelini korur. Bu, birçok geleneksel alt ekstremite protez çeşidinde büyük zorluk yaratan bir durumdur.
Diz altı ampütasyonlar için geliştirilen biyonik ayaklar (mikroişlemcili ayaklar), ayak bileği hareketini taklit ederek yürüyüşü daha akıcı hale getirir.
Güçlendirilmiş İtme (Powered Ankle): Bazı biyonik ayaklar, yürüme döngüsünün sonunda (toe-off fazı) kullanıcının ileri doğru itilmesine yardımcı olan aktif motorlar içerir. Bu, özellikle yokuş yukarı yürürken veya kalkış yaparken doğal kas gücünü taklit ederek enerji harcamasını minimize eder.
Zemin Adaptasyonu: Tıpkı MPK’ler gibi, biyonik ayaklar da zemin eğimini algılayarak ayak bileği açısını otomatik olarak ayarlar. Bu sayede ayakta dururken veya düz olmayan zeminde yürürken çok daha stabil ve konforlu bir denge sağlanır.
En iyi alt ekstremite protez çeşidi bile, uygun bir rehabilitasyon programı olmadan tam potansiyeline ulaşamaz. Protezin sadece bir cihaz değil, vücudun yeni bir parçası olarak kabul edilmesi ve öğrenilmesi gereken bir beceri olduğunu unutmamak önemlidir.
Rehabilitasyonun Aşamaları:
Erken Rehabilitasyon (Pre-Prosthetic): Ampütasyon sonrası yara iyileşmesi, güdük şekillendirme (bandajlama veya shrinker kullanımı) ve genel vücut kondisyonunun korunmasını içerir.
Protez Uygulama ve Ayarlama: Geçici (test) protezin güdüğe uygulanması ve soketin ilk denemeleri. Bu aşamada ayakta durma, ağırlık aktarma gibi temel hareketler çalışılır.
Yürüme Eğitimi (Gait Training): Protezle düzgün ve dengeli yürüme tekniklerinin öğrenilmesi. Bu, adımların simetrisini, hızı ve dengeyi içerir.
İleri Düzey Eğitim: Merdiven çıkma, yokuş inme/çıkma, farklı zeminlerde yürüme ve düşme durumunda tepki verme gibi daha karmaşık becerilerin kazanılması.
Başarılı bir adaptasyon süreci, sadece fiziksel becerileri değil, aynı zamanda psikolojik dayanıklılığı da gerektirir. Protezin bir sınırlandırma değil, bir özgürleşme aracı olduğu bilinciyle hareket etmek, uyum sürecini hızlandırır. Protez kullanımı ve bakımı ile ilgili tüm bilgileri edinin ve günlük rutininize entegre etmeye odaklanın.
Bu bölümde, alt ekstremite protez çeşitleri ve kullanım süreçleri hakkında en çok merak edilen ve aranan sorulara detaylı yanıtlar sunulmaktadır.
Protezle yürürken harcanan enerji, ampütasyon seviyesine ve kullanılan alt ekstremite protez çeşidine bağlı olarak önemli ölçüde değişir. Bir diz altı (transtibial) ampüte, sağlıklı bir insana göre yaklaşık %20 ila %40 daha fazla enerji harcar. Diz üstü (transfemoral) ampüte ise, diz eklemi kaybı nedeniyle %60 ila %100 arasında, hatta bazı durumlarda daha fazla enerji harcayabilir.
Protez Türünün Etkisi:
Diz Üstü: Mikroişlemcili diz eklemleri (MPK’ler), mekanik dizlere göre daha verimli bir salınım fazı kontrolü sağladığı için enerji harcamasını önemli ölçüde azaltır.
Ayak: Karbon fiber gibi enerji depolayan ayaklar, geleneksel ayaklara kıyasla itme fazında depoladıkları enerjiyi geri vererek yürüme döngüsünü kolaylaştırır ve kullanıcının yorulma oranını düşürür.
Enerji harcamasını azaltmanın anahtarı, en yüksek verimi sunan ve kişinin aktivite seviyesine uygun, hafif ve teknolojik alt ekstremite protez çeşidini seçmektir.
Protez soketi, protezin güdükle etkileşim kurduğu arayüzdür ve tüm alt ekstremite protez çeşitlerinin en önemli bileşenidir. Doğru tasarlanmış bir soket, üç temel hayati işlevi yerine getirir:
Konfor ve Ağrı Kontrolü: Güdük üzerindeki basıncı, kemik çıkıntıları ve hassas sinir uçları gibi riskli bölgelerden alıp daha toleranslı kas ve yağ dokusu bölgelerine dağıtır. Yanlış bir soket, ağrıya, cilt lezyonlarına, bası yaralarına ve sürekli rahatsızlığa yol açar.
Kontrol ve Stabilite: Protezin, kullanıcının kas hareketlerini ve güdük pozisyonunu algılayarak protez diz veya ayak eklemini kontrol etmesini sağlar. İyi oturan bir soket, kullanıcının proteziyle “bir bütün” hissetmesini ve daha az enerjiyle daha güvenli hareket etmesini sağlar.
Hacim Yönetimi: Güdük hacmi gün içinde değişebilir. Modern vakumlu veya aktif vakumlu soket sistemleri, güdük ve soket arasındaki süspansiyonu güçlendirerek bu hacim değişimlerine uyum sağlar ve protezin güdükten ayrılmasını (pistonlama) engeller.
Soket, kişiye özel ölçü ve kalıplarla üretilir ve uyumun devamlılığı için düzenli kontrol gereklidir.
Enerji depolayan ayaklar, genellikle karbon fiber gibi yüksek esnekliğe ve dayanıklılığa sahip malzemelerden üretilmiş gelişmiş alt ekstremite protez ayak çeşitleridir.
İşlevi: Yürüyüş sırasında ayağın topuk vuruşu ve orta duruş fazında, uygulanan ağırlık ve kuvveti geçici olarak esneyerek absorbe eder (depolar). Ayak yerden ayrılırken (toe-off fazında), bu depolanan enerjiyi bir yay gibi serbest bırakarak kullanıcıyı ileri doğru iter. Bu “geri tepme” veya “itme” etkisi, kullanıcının daha az kas gücü harcamasını ve daha hızlı, daha akıcı ve daha doğal bir yürüme döngüsü sağlamasını mümkün kılar.
Uygun Kullanıcılar: Bu ayaklar, K2 seviyesinin üzerinde, yani günlük yaşamda sık sık dışarı çıkan, değişen zeminlerde yürüyen ve spor/egzersiz yapan aktif kullanıcılar (K3 ve K4 seviyeleri) için idealdir. Ev içi yürüyüşçüler (K1) için daha basit, daha stabil ayaklar genellikle daha uygundur.
Mikroişlemcili veya biyonik alt ekstremite protez çeşitleri, kesinlikle bir lüks değil, özellikle diz üstü ampüte (transfemoral) ve yüksek aktivite seviyesindeki kullanıcılar için güvenlik ve fonksiyonellik açısından büyük bir gerekliliktir.
Gerekliliği:
Diz Üstü Güvenliği: Diz üstü ampütelerde diz eklemi, kullanıcının proteze ne zaman ağırlık vereceğini, ne zaman serbest bırakacağını sürekli düşünmesini gerektirir. MPK’ler bu kararları saniyeden kısa sürede otomatik olarak vererek, takılma ve düşme riskini önemli ölçüde azaltır. Güvenliği artırırken bilişsel yükü hafifletir.
Doğal Hareket: Merdiven, rampa ve engebeli zemin gibi zorlu koşullarda, MPK’ler ve biyonik ayaklar doğal eklem hareketini en iyi şekilde taklit eder. Bu da kullanıcının daha az yorulmasını ve uzun vadede eklem sağlığını korumasını sağlar.
Düşük aktivite seviyesindeki veya yaşlı kullanıcılar için basit mekanik protezler yeterli olabilir. Ancak aktif bir yaşam sürmek isteyen, ailesine bakmak veya mesleğini icra etmek isteyen bireyler için biyonik ve mikroişlemcili alt ekstremite protez çeşitleri, yaşam kalitesini maksimuma çıkaran temel araçlardır.
Bir alt ekstremite protezinin ömrü, kullanılan bileşenlerin türüne, malzemenin kalitesine ve kullanıcının aktivite seviyesine bağlı olarak değişir.
Komponentler (Diz Eklemi, Ayak): Mekanik veya teknolojik komponentler, ağır kullanıma bağlı olarak genellikle 3 ila 5 yıl arasında değiştirilmeyi gerektirebilir. Mikroişlemcili sistemlerin elektronik aksamları, kullanım kılavuzlarına göre belirli aralıklarla bakım ve servis gerektirir.
Soket ve Liner: Güdük hacmindeki değişiklikler veya aşınma nedeniyle soket ve silikon liner’ların daha sık değiştirilmesi gerekebilir. Soketin değiştirilmesi genellikle 1 ila 2 yılda bir veya güdükte belirgin bir kilo alımı/kaybı veya şekil değişikliği olduğunda düşünülmelidir. Çocuk ve genç kullanıcılar için büyüme nedeniyle değişim daha sık (yılda 1 kez) olabilir.
Değişim zamanının geldiğini gösteren işaretler; protezin sürekli gevşek hissettirmesi, yürürken ses çıkarması, ciltte sürekli ağrı veya tahriş oluşması veya komponentlerde görülen bariz aşınma ve yıpranmadır. Düzenli kontroller, parçaların ömrünü uzatmada ve değişim ihtiyacını önceden belirlemede önemlidir.
Proteze alışma süresi, bireyin ampütasyon seviyesine, güdük durumuna, genel sağlık durumuna ve motivasyonuna bağlı olarak kişiden kişiye büyük farklılık gösterir. Kesin bir süre vermek mümkün olmasa da, süreci ana hatlarıyla şu şekilde değerlendirebiliriz:
Temel Alışma (4 – 8 Hafta): İlk protezin takılmasını takiben, kişi temel dengeyi sağlamayı, ağırlık aktarmayı ve kısa mesafeler için yürüme mekaniğini öğrenir. Bu aşamada güdüğün proteze uyumu sağlanır ve soket ayarları yapılır.
İleri Düzey Hareketlilik (3 – 6 Ay): Bu süreçte kişi, merdiven, yokuş, engebeli zemin gibi zorlu koşullarla başa çıkmayı öğrenir. Yürüme hızı artar ve enerji verimliliği gelişir. Protez, günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmeye başlar.
Tam Adaptasyon (6 – 12+ Ay): Bu aşamada, protez kullanımı artık otomatikleşmiş ve az çaba gerektirir hale gelmiştir. Kişi, daha önce zorlandığı aktiviteleri yapabilir hale gelir. Spor veya özel aktivitelere dönüş yapmak bu sürenin sonlarına doğru gerçekleşebilir.
Sabır, düzenli fizyoterapi ve protez ekibiyle sürekli iletişim, adaptasyon sürecini hızlandıran en önemli faktörlerdir.
Evet, mümkündür, ancak normal protezinizle duş almamalı veya yüzmemelisiniz. Çoğu standart alt ekstremite protez çeşidi su, klor veya tuzlu suya maruz kalacak şekilde tasarlanmamıştır. Su ve nem, protezin metal parçalarında korozyona, cıvatalarda paslanmaya ve özellikle mikroişlemcili veya elektronik bileşenlerde geri dönüşü olmayan hasara yol açar.
Çözüm:
Yüzme ve Duş Protezleri: Suya dayanıklı, özel olarak tasarlanmış alt ekstremite protezleri mevcuttur. Bu protezler genellikle paslanmaz çelik, alüminyum ve su geçirmez plastik malzemelerden yapılır. Hidrolik veya elektronik sistem içermezler; basit, güvenli ve stabil olacak şekilde tasarlanırlar.
Duş: Günlük protezinizi çıkarmalı ve duş için özel bir duş/banyo protezi kullanmalı veya duş sandalyesi ile güdüğünüzü korumalısınız.
Yüzme: Yüzme aktiviteleri için tasarlanmış özel yüzme protezleri, kullanıcının su içinde itme ve denge sağlamasına yardımcı olacak şekilde hafif ve su direnci düşük malzemelerden yapılır.
Standart protezinizi uzun ömürlü kullanmak için, su ile temastan sonra tamamen kurutulması gerektiğini ve düzenli bakımının yapılması gerektiğini unutmayın.